ALİYA İZZETBEGOVİÇ, ÖLÜMÜNÜN 10. YIL DÖNÜMÜNDE MEZARI BAŞINDA ANILDI

Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, ölümünün 10. yıl dönümünde, başkent Saraybosna’daki Kovaçi şehitliğindeki mezarı başında anıldı.

artist_60617

 

Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, ölümünün 10. yıl dönümünde, başkent Saraybosna’daki Kovaçi şehitliğindeki mezarı başında anıldı.

Anma törenine katılan Aliya İzzetbegoviç’in oğlu Bakir İzzetbegoviç, mezara çiçekler koydu ve dua etti. Törende konuşan Bakir İzzetbegoviç, “Ömrünün 17 yılını hapishanede geçiren babamdan af etmesini öğrendim. Yine daha sonra 10 yıl boyunca sadece devleti yönetti. Başka hiç bir şey yapmadı. Okudu, haberleri dinledi, insanlarla irtibat kurmaya çalıştı.” dedi.

Babasının Bosna rüyasının gerçekleştiğini söyleyen Bakir İzzetbegoviç, “Bosna’dan daha güçlü olanlar, etnik temizleme yapmaya çalıştı, korkunç suçlar işledi. Ama son sayımda görebildiğiniz gibi, Bosna Hersek bugün çok kültürel bir memlekettir. Bosna’nın yapısı yine hayatta kaldı. Tabii, Bosna 20 sene önce olan yer değildir, ama Bosna’nın fikri ve yapısı kaldı.” ifadelerini kullandı.

Aliya İzzetbegoviç’in kurduğu Demokratik Eylem Partisi Genel Kurul Başkanı Halid Genyats ise Aliya İzzetbegoviç’in arkasından birçok miras bıraktığını ve onları korumak ve geliştirmekle sorumlu olduklarını vurguladı.

Programa resmi erken, Bosnalı vatandaşlar katılarak Aliya İzzetbegoviç’in mezarına çiçekler koydu ve dualar etti. Daha sonra Bosnalı imamlar Kur’an-ı Kerim okudu.

CİHAN

Srebrenitsa Katliamı

bosna-soykırımı_294718

SARAYBOSNA – Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenitsa, BM’nin “Korunaklı Bölge” ilan ettiği Saraybosna, Bihaç, Gorajde, Zepa ve Tuzla gibi yerlerden biriydi. Srebrenitsa’nın bu özelliğinden dolayı komşu bölgelerden de mülteci akını yaşandı ve katliam öncesinde 45 bine yakın bir nüfus Srebrenitsa’da toplandı.

Hollanda askerlerine sığınan bu mülteciler, kampı kuşatan Bosnalı Sırpların generali Ratko Mladiç’e bağlı birliklerce alınarak götürüldükleri ormanlık alanlarda, kapatıldıkları fabrikalarda katledildi.

Tam 8 bin 372 kişinin katledildiği, BM ve Lahey’deki uluslararası mahkemenin soykırım olarak tanıdığı bu olayı, en acı şekilde yaşayanlardan biri de Hasan Nuhonviç idi…

Hasan Nuhanoviç, o gün yaşadığı olayları 11 Temmuzda anılacak Srebrenitsa soykırımının 15. yıl dönümünden önce AA muhabirine anlattı. Saraybosna’da makine mühendisliği eğitimi aldığını ve savaş başladığı sırada okulu yarıda bırakarak, Bosna’nın doğusunda bulunan Vlasenica kasabasında yaşayan ailesinin yanına döndüğünü ifade eden Nuhanoviç, buranın Sırp askerlerince işgal edilmesi üzerine ailesiyle 1992 yılında Srebrenitsa’ya sığınmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Önce gönüllü olarak sonra da resmen BM’de tercüman olarak görev yapmaya başladığını belirten Nuhanoviç, bu görevini Srebrenitsa kuşatması sırasında ve Potoçari kampında sürdürdüğünü anlattı.
Nuhonviç, kampa sığınan sivil Boşnaklar arasında annesi, babası ve kardeşi Muhammed’in de bulunduğunu ve onların ölüme gidiş anını hiçbir zaman unutamadığını belirtti. Nuhanoviç, 11 Temmuz 1995 tarihinde Ratko Mladiç ve birliklerinin Holllanda askeri gücünün hiçbir direnişiyle karşılaşmadan, silahlardan arındırılmış Srebrenitsa’ya girdiğini ifade etti.

Şehrin düşmesi üzerine insanların büyük bir korku içerisinde Srebrenitsa yakınlarındaki Potoçari köyünde bulunan Hollanda askeri kampına doğru kaçmaya başladığını anlatan Nuhanoviç, “Bu insanlardan 6 bin kadarı kampa girmeyi başarırken, geri kalanı ya kampın çevresinde toplandı veya Tuzla kentine gitmek üzere dağlara kaçtı. Srebrenitsa’dan kaçan bu insanların peşinden yarım saat sonra kampın kapısına kadar gelen Ratko Mladiç, kimseye bir kötülük yapılmayacağını açıkladı. Mladiç, daha sonra kampın sorumlusu Albay Karremans ile yaptığı toplantıda, kampın içindeki ve etrafındaki Boşnakların kendisine teslim edilmesini, aksi takdirde kampı bombalayacağını söyledi” dedi.

Mladiç’in emri doğrultusunda, kampta bulunan mültecilerin tamamının Sırp birliklerine teslim edilmesinin istendiğini ifade eden Nuhanoviç, buna karşı geldiğini, bu insanların o insanlara teslim edilmesi halinde öldürüleceklerini kampın sorumlusu komutana anlattığını bildirdi.

Nuhanoviç, ancak kamp sorumlusu komutandan olumsuz yanıt aldığını ve o insanların Sırp birliklerine teslim edilmesine karşı koyamadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bunun üzerine ailemin kampta kalmasını sağlamak istedim, ancak bunda da başarılı olamadım. Kampı kuşatan Sırplar içeriye sığınan Boşnak mültecilerin kendilerine teslimini istiyorlardı. ’Sadece kamp görevlileri içeride kalabilecek, aksi takdirde kamp bombalanacak’tı şeklinde tehdit ediyorlardı. Hollandalı komutan bu baskıya direnemedi ve hemen personelin listesinin hazırlanmasını istedi. Listedekiler kalacak, diğerleri Sırplara teslim edilecekti.”

Nuhanoviç, olayın en acı yanı olarak kararı mültecilere açıklama görevinin kendisine verildiğini belirterek, “(Sizi teslim edecekler) deyince mültecilerden feryatlar yükseldi. Bu feryatları hayatımın hiçbir döneminde unutamadım” dedi.

KAMPIN ÖNÜNDE İNSANLAR ÖLDÜRÜLÜYORDU

Kampın 13 Temmuzda boşaltılmaya başlandığını, mültecilerin Hollanda askerlerinin silah zoruyla, tek sıra haline getirilerek Sırp askerlerine teslim edildiğini anlatan Nuhanoviç, o gece yaşananları şöyle anlattı:

“Bu insanlara hiçbir şey yapmayacağını söyleyen Sırplar, 11 Temmuz 1995 ile 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında, kadınları ve çocukları ayırt ederek yaklaşık 8 binden fazla genç ve yetişkin erkeği katletti. En büyük katliam 11-12 Temmuz 1995’te yaşandı.
Potoçari kampından zorla dışarı çıkarılıp Sırplara teslim edilen Srebrenitsalı erkekler ya kampın yakınlarında öldürülüyor ya da en yakın yerleşim yerlerine götürülüp orada katlediliyorlardı. Bütün bu olup bitenleri gören ve başlarına gelecekleri anlayan mülteciler korkuyla çığlıklar atıyor ve Hollandalı askerlere yalvarıyordu. Hollandalı askerler, mültecilere kampı terk etmenin dışında hiçbir alternatif bırakmadı. Kamp etrafında vahşi hayvanlar gibi boğazlanan insanların feryatları gece boyunca devam etti. Dünya bu vahşi olayı sadece seyretti.”

AİLESİNİ KURTARMA GİRİŞİMİ

Anne ve babası ile kardeşini birlikte çalıştığı, tercümanlığını yaptığı Hollandalı komutanlara yalvarmasına rağmen kurtaramadığını ifade eden Nuhanoviç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun üzerine kardeşimi kurtarmak için bir formül aradım. Kamp komutanına verdiğim ’kalacaklar’ listesine o zaman 19 yaşında olan kardeşim Muhammed’i de ekledim.

Listeyi inceleyen Hollandalı komutan bu ismi bana sordu. ’Yeni alınan temizlikçi’ dedim. ’İki hafta önce alınmıştı, ama Sırp kuşatması nedeniyle işe giriş formaliteleri tamamlanamadı’ şeklinde sözlerimi sürdürdüm. Ancak, komutan, ’böyle birisi bizde çalışmıyor’ diyerek, listeden kardeşimin adını sildi. Bu kardeşimin ölümü anlamına geliyordu.”

Bunun üzerine ailesiyle birlikte kamptan ayrılmaya karar verdiğini söyleyen Hasan Nuhanoviç, ancak babasının ve kardeşinin bu isteğine karşı çıktıklarını kaydetti.

Babası ve kardeşinin, kendisine, “Sen kalmalısın ve bu yaşananları tüm dünyaya anlatmalısın” sözleri üzerine kampta kaldığını ifade eden Hasan Nuhanoviç, annesinin bir otobüse bindirilerek bilinmeyen yere götürüldüğünü, babası ve kardeşinin ise kampa yakın bir yerde öldürüldüğünü açıkladı.

“ANNEMİN KATİLİ DEVLET GÖREVLİSİ”

Hasan Nuhanoviç, ailesinden hayatta sağ kalan tek kişinin kendisi olduğunu belirterek, “15 yıldır bu olayı dünyaya anlatmak için çaba gösteriyorum. Ancak kendi psikolojim bozuldu. Çünkü hala bu olay anlaşılmış değil” dedi.

Ailesini katledenleri bulmak için de özel çaba sarf ettiğini belirten Nuhanoviç, 5 yıl önce bir Sırp’tan annesinin önce hapsedildiğini, daha sonra öldürüldüğünü öğrendiğini ifade ederek, “Annemi katleden kişiyi belgeleriyle tespit ettim. Bu kişi şu anda Saraybosna’da bir devlet görevlisi olarak çalışıyor” diye konuştu.

Nuhanoviç, elindeki belge ve bilgileri polise ve adli makamlara ulaştırdığını ifade ederek, “Ama bu kişi hala işine devam ediyor ve serbest bir şekilde gezebiliyor. Bu insanlar serbest gezerken ben nasıl rahat edebilirim” diye konuştu.

Şu anda iki hayat yaşadığını, bunlardan birinin ayakta kalabilmek için para kazanma zorunluluğu olduğunu belirten Nuhanoviç, şöyle devam etti:

“Diğer hayatım ise gördüklerim, yaşadıklarım ve unutamadıklarım. Kampa sığınan mültecilerin Çetniklere teslim edilirken bana olan bakışlarını, çığlıklarını unutamıyorum. Annemi, babamı, kardeşimi ölüme yolcu ettiğim anı unutamıyorum. Katillerin serbest gezmesini ise kabul edemiyorum.”

3400
HOLLANDA ASKERLERİ ÜLKELERİNİN İTİBARINI DÜŞÜNMEDİ

Tercüman olarak görev yaptığı sırada, Hollandalı askerlerin insanların öldürülüşüne aldırış etmediğine, yalan söylediklerine tanık olduğunu anlatan Hasan Nuhanoviç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendi canlarını kurtarmak için çaba gösterdiler. Vicdansızlık yaptıkları umurlarında değildi. Orada Müslümanların öldürülüşü belki umurlarında olmayabilirdi, ancak kendi ülkelerinin itibarını düşünüp o masum insanları kurtarmalıydılar. Bu bölgede Fransızlar veya İngilizler olsaydı, durum böyle olmazdı. Onların da Boşnakları çok sevdiklerinden bu sözü söylemiyorum. En azından onlar kendi ülkelerinin itibarını kurtarmak için bizim insanımızı canilerin eline teslim etmezdi.”

Hollandalı çeşitli sivil toplum örgütlerinin kendisiyle o sırada bölgede görev yapan Hollandalı askerleri görüştürmek istediğini de ifade eden Hasan Nuhanoviç, “Askerler, şimdi kalkmış olayı inkar etmeye çalışıyor. Yalan söylüyorlar. Onlar o masum insanları Çetniklere kendi elleriyle teslim ettiler. Bu insanlarla nasıl görüşebilirim.”

KATLİAMIN YAŞANDIĞI BÖLGELERE DÖNÜŞ ZORLUĞU 090711 Sre katliam1.hlarge

Bosna’daki savaşta en fazla Srebrenitsa’nın da aralarında doğu kentlerinde, köylerinde toplu katliam ve tecavüzlerin yaşandığını ifade eden Hasan Nuhanoviç, ancak bu bölgedeki sıkıntıların aradan geçen uzun yıllara rağmen devam ettiğini kaydetti.
Bu bölgelerde savaştan önce nüfusun önemli kısmını Boşnakların oluşturduğunu anlatan Nuhanoviç, ancak savaş sırasında katliamlardan ve göçlerden dolayı Boşnak nüfusun yok denecek kadar azaldığını belirtti.

Nuhanoviç, daha önce bu bölgelerde yaşayan Boşnakların eski evlerine dönmek istediğini, ancak bu insanlar için uygun ortam oluşturulmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Savaşta katliamların ve tecavüzlerin yanı sıra Boşnaklara ait evler ve köyler yakıldı. Buradaki insanlar dünyanın dört bir yanına göç etti. Savaş bitti, ancak bu insanların köylerine, evlerine dönmesi için güvenli ortam oluşturulmadı. Çünkü savaş suçluları hala buralarda yaşıyor. Bu insanlar serbest gezerken, katliamları yaşayan insanların evlerine dönmesi beklenemez.

bosna21996 yılında BM ve EUFOR komutasında 60 bin asker Bosna-Hersek’e geldi. Ancak bu askerler hep Boşnak bölgelerine yerleştirildi. Srebrenitsa gibi bölgelere askerler yerleştirilmedi. Aslında önemli bölgeler buralardı, çünkü buralarda daha önce Boşnak nüfus fazlaydı. Fakat onlar topraklarından sürülmüşlerdi. Güvenli ortam oluşturulmadığı için insanlar evlerine dönemedi. Şu anda Sırp Cumhuriyeti bünyesinde Boşnak nüfusun azınlığa düşmesinin temel sebebi budur. İşte savaşın ve soykırımın sonucu.

Bosna’da sadece ateş kesildi, insanlar öldürülmüyor, ancak ülke karışık bir yapıya büründü. Doğu Bosnalılar doğdukları topraklara gidemiyor. Saraybosna’da veya ülkenin başka bölgelerinde yaşamak zorunda kalıyor. Doğu Bosna’ya Boşnak nüfusun dönmemesinin temel sebebi savaş suçlularının hala o bölgede yaşıyor olmasıdır.
Savaş suçlusu olarak Saraybosna’daki mahkeme yaklaşık 15 bin kişiyi tespit etti. Ancak bu insanlar arasında yakalanan ve ceza alan sayısı 200’ü bile bulmuyor. Ben babamın köyüne gidemiyorum, gittiğimde savaş suçlularıyla karşılaşıyorum. Buna ise dayanamıyorum. Bu bölgelere gidenler sadece yaşlı çiftler, onlar da çaresizliklerinden dönüyor.”

Halen Saraybosna’da yaşayan Hasan Nuhanoviç, o dönemde yaşadığı olayları ve elindeki belgeleri bir araya getirerek, 2007 yılında “Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında/Uluslararası Toplum ve Srebrenitsa Katliamı” adıyla bir kitap kaleme aldı. Nuhanoviç, Boşnakça ve İngilizce yayımlanan kitabının Türkçe olarak da basılmasını çok arzu ettiğini söyledi.

 

(AA)

fft5_mf480550

 

Rabbim şehadetlerini kabul etsin … Biz Müslümanlara da sabır ve ders alacak irade versin … Amin …

UNUTMADIK …

Bosna

 

2907783-bosna-hersek

Bosna …

Gitmedim,görmedim,bilmiyorum …

Ama özlüyorum … Çocukluğumdan kalan özlem … Oradaki yaşanan katliamı hayal meyal hatırlıyorum … Haberlerde gördüklerim, savaşın izleri, masum çocukların, tertemiz ablalarımın annelerimin yaşadıkları düşünmesi zor olaylar … Fotoğraf kareleri var gözümün önünde … Kulağımdan hiç silinmeyen mermi çığlıkları, anne, baba feryatları … dualar hatırlıyorum küçücük çocukların kocaman yüreklerinde avuç avuç büyüyen dualar … Her yerde karşıma çıkıyor Bosna … Bir kitap, bir fotoğraf, bir şarkı melodisi … Ve kalbi Mostar Köprüsü kuruyorum oradaki çocuklarla … Bizim kardeşliğimizin simgesi olan köprü … birbirimize bağlayan . Gelip gitmemizi sağlayan … Hayali de olsa …

Bu blogda onlara dair ne varsa sizlerle paylaşacağım …

bosna_fotograflari-17

Boşnak ailelerden okullara boykot

boşnak-aileler-615x330Bosna Hersek’te geçen hafta ilk ders zilinin çalmasıyla ilk ve orta dereceli okullarda başlayan yeni eğitim ve öğretim dönemi, beraberinde yeni tartışmaları da getirdi. Özellikle Bosna Sırp Cumhuriyeti sınırlarında bulunan il ve ilçelerde yaşayan Boşnak aileler, “okullarda Boşnak çalışan bulunmaması, müfredatta Bosna tarihi ve Boşnak dili derslerinin yer almaması, din dersi olarak ise çocuklarına Ortodoksluk öğretildiği” gerekçesiyle çocuklarını okula göndermeme kararı aldı.

 

KONYEVİÇ POLYE/BALKAN GÜNLÜĞÜ

Bosna Hersek’te geçen hafta ilk ders zilinin çalmasıyla ilk ve orta dereceli okullarda başlayan yeni eğitim ve öğretim dönemi, beraberinde yeni tartışmaları da getirdi. Özellikle Bosna Sırp Cumhuriyeti sınırlarında bulunan Konyeviç Polye’de yaşayan Boşnak aileler, “okullarda Boşnak çalışan bulunmaması, müfredatta Bosna tarihi ve Boşnak dili derslerinin yer almaması, din dersi olarak ise çocuklarına Ortodoksluk öğretildiği” gerekçesiyle sorun çözülene kadar çocuklarını okula göndermeme yönünde geçen hafta aldığı karara Vrbanytsi bölgesinde yaşayan Boşnak ailelerden de destek geldi. Bu iki bölgede yaşayan Boşnak ailelerin eğitim sistemini boykot ederek çocuklarını okula göndermeme kararı üzerine, Bosna Hersek Federasyonu Eğitim Bakanı Damir Maşiç ve Bosna Sırp Cumhuriyeti Eğitim ve Kültür Bakanı Goran Mutabciya, sorunun ülke düzeyinde çözülmesi için çalışma başlattı. Bosna Hersek Federasyonu Eğitim Bakanı Damir Maşiç, eğitim kanunlarının ülke düzeyinde olması gerektiğini belirterek, sorunun çözümü için elinden geleni yapacağını söyledi.

Bosna Sırp Cumhuriyeti Eğitim ve Kültür Bakanı Mutabciya ise yaptığı açıklamada, çocukların etnik kökenlerine göre ders almaları gerektiğini ifade etti. Bu sorunun Bosna Hersek Federasyonu’nda yaşayan Sırp öğrenciler için de geçerli olduğunu belirten Mutabciya, 24 Eylül’de yapılacak olan Bosna Hersek Bakanlar Kurulu toplantısında konunun gündeme geleceğini ve bu sorunun bu toplantıda çözülebileceğini umduğunu ifade etti. Çocuklarını ders programında Boşnaklara yönelik değişiklikler yapılmadığı sürece okula göndermeyeceklerini vurgulayan ebeveynlerden biri olan Niyaz Duzan, daha önce de bu sorunu yaşadıklarını ve Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin eski eğitim ve kültür bakanı olan Anton Kasipoviç’den sorunun çözüleceğine dair söz aldıklarını kaydetti.
 

Mevlana Değişim Programı Bartın ve Saraybosna’yı Buluşturdu

638568Türkiye’den çok sayıda öğrenciye ev sahipliği yapan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) ile Bartın Üniversitesi, Mevlana Programı ile ilgili protokol imzaladı. …

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan ile fakülte dekan ve yardımcılarının bulunduğu heyeti ağırlayarak IUS bünyesindeki eğitim tesisleri ve planları ile ilgili heyeti bilgilendirildi.

Mevlana Programı ile Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarının öğrenci ve akademik personelinin, uluslararası diğer yükseköğretim kurumları ile arasındaki değişimi ön gören programla birlikte, yüksek eğitim, bilimsel araştırma ve gelişim alanlarında akademik ilişkilerin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Değişim programı çerçevesinde gideceği yükseköğretim kurumuna ayrıca bir eğitim öğretim ücreti de ödemeyecekler. Değişim programına katılmak isteyen Bartın Üniversitesi öğrencileri, en az bir en fazla 2 yarıyıl eğitim için; öğretim elemanları ise en az bir hafta en fazla 3 ay süreyle yükseköğretim kurumlarında ders vermek üzere programdan faydalanabilecekler. Benzer şekilde IUS’den de öğrenci ve öğretim elemanları program kapsamında Bartın Üniversitesinde eğitim- öğretim faaliyetlerine katılabilecekler.

Mevlana Programı; bunun yanı sıra yükseköğretim sistemini iş dünyasının gereksinimlerine uygun olarak geliştirmek ve üniversite mezunlarının iş dünyasında istihdam edilebilirliğini arttırmak amacıyla yükseköğretim kurumları ile çalışma çevreleri arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin arttırılmasını da teşvik ediyor.

Türkiye öğrencilerin önceki senelere nazaran daha fazla yurtdışında eğitim görmeye başladığını belirten Prof. Dr. Ramazan Kaplan, IUS’un da Türkiye’den çok sayıda öğrenciye ev sahipliği yapıyor olmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Misafirlere daha sonra IUS’un fakülte binaları, laboratuvarları ve amfileri tanıtıldı. Gezi sonrası Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, ziyaretin anısına Prof. Dr. Ramazan Kaplan’a hediyelerini verdi.18 Eylül 2013 Çarşamba 15:04 – [1098473] – İLKHA

Milli Takım Saraybosna’da

 

21506174Bosna Hersek’te yarın başlayacak Gençler Avrupa Judo Şampiyonası’na katılacak milli takım Saraybosna’ya gitti.

 

Son iki Avrupa şampiyonasında toplam 3 altın, 2′şer gümüş ve bronz madalya kazanan Türkiye, yarın başlayacak şampiyonada 9 sporcuyla madalya mücadelesi verecek.

Bayanlarda Sevda Yorulmaz, Nesrin Kartal Çetin, Büşra Akyol, Kübra Bayram ve Kübra Kara, erkeklerde ise Ahmet Şahin Kaba, Mertcan Akçay, İslam Abanoz ve Yavuz Beşel mindere çıkacak.

Milli takım, şampiyonanın ardından 23 Eylül Pazartesi günü yurda dönecek…

kaynak:hürriyet

Bosna Hersek’te, Portreler Sergisi

bosna-hersek-te-portreler-sergisi-oto-5074853_o (1)Portre festivali kapsamında Tuzla kentinde açılan resim sergisinde, 40 ülkeden 126 ressamın portresi sergileniyor…Bosna Hersek’in en büyük portre festivali INTERBIFEP kapsamında, Tuzla kentinde portre resimler sergisi açıldı.

Uluslar arası Portreler Galerisi’nde gerçekleştirilen serginin açılışına, Tuzla Belediye Başkanı Yasmin İmamoviç, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Cengiz Aydın, bazı sanatçılar ve çok sayıda davetli katıldı.

Galeri Müdürü Cenan Yusufoviç, açılışta yaptığı konuşmada, sergideki eserlerin sanatçı İsmar Muyezinoviç tarafından seçildiğini belirtti.

Sergide, 40 ülkeden 126 ressama ait portrenin yer aldığını ifade eden Yusufoviç, sanatseverlerin 2 Kasım Cumartesi gününe kadar sergiyi gezebileceğini kaydetti.

- Federation of Bosnia and Herzegovina

kaynak:haberler.com